NÜKLEER DÜZENLEME KANUNU’NUN GETİRDİKLERİ

NÜKLEER DÜZENLEME KANUNU’NUN GETİRDİKLERİ

7381 sayılı Nükleer Düzenleme Kanunu (‘’Kanun’’) 08.03.2022 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanmıştır. Kanun nükleer enerji ve iyonlaştırıcı radyasyon faaliyetlerin yürütülmesine ilişkin önemli düzenlemeler içermekte olup, Kanun içeriği itibariyle önemli hükümler getirilmiştir. Bu yazımızda Kanun’un üzerinde durduğu, özellikle bugünlerde oldukça konuşulan, hususları sizlere aktarmak isteriz.

 

1. KANUNUN AMACI VE KAPSAMI

 

İlk olarak Kanun’un düzenlemelerinde barışçıl kullanım ilkesini esas aldığı gözlemlenmektedir.

 

Bu kapsamda Kanun nükleer enerji ve iyonlaştırıcı radyasyona ilişkin faaliyetlerin yürütülmesi sırasında çalışanların, halkın, çevrenin ve gelecek nesillerin söz konusu bu faaliyetlerin olası zararlı etkilerinden korunmasına yönelik birtakım düzenlemeler yaparken bir taraftan da söz konusu nükleer faaliyetleri yürüten tarafların sorumluluklarını ve bu faaliyetler üzerinde düzenleyici kontrol yetkisini haiz Nükleer Düzenleme Kurumu’nun (‘’Kurum’’) bu olaylardan kaynaklanan nükleer zararlar hakkındaki hukuki sorumluluğu belirlemektir.

 

2. GENEL İLKELER

 

Kanun esas aldığı ilkeler ışığında nükleer faaliyetlere uygulanacak birtakım genel ilkeler öngörmüş ve yaptığı diğer düzenlemelerinde söz konusu bu genel ilkeleri esas almıştır.

 

Kanun, nükleer enerji ve nükleer maddelerle ilgili herhangi bir faaliyeti yürütecek olan gerçek veya tüzel kişilerin Türkiye Cumhuriyeti’nin taraf olduğu nükleer güvence ile ilgili uluslararası anlaşma ve sözleşmelere uymakla yükümlü kılmıştır. Kanun’un bu şekilde düzenlemelerini genel bir çerçeve içine soktuğu söylenebilmektedir.

 

Kanun söz konusu faaliyetlerde öncelikli olarak güvenlik ve emniyetin temin edilmesini gözetmiştir.

 

Kanun radyasyonun zararlı etkilerinin halk, çalışanlar, çevre ve gelecek nesiller için tehlike yaratabileceği her türlü faaliyette aşağıdaki hususların mevcudiyetini aramaktadır:

 

a) Faaliyetin bireysel veya toplumsal açıdan fayda sağlaması,

b) Faaliyet nedeniyle maruz kalınabilecek radyasyon dozlarının mümkün ve makul olan en düşük düzeyde tutulması,

c) Faaliyet nedeniyle maruz kalınabilecek radyasyon dozlarının Kurum tarafından belirlenen doz sınırlarını aşmaması.

 

Bu kapsamda söz konusu bu faaliyetlerin risklerini asgari düzeye indirme amacıyla hareket etmiştir. Ayrıca söz konusu faaliyetlerden etkilenebilecek kişilerin bilgilendirilmesi gerektiğini düzenlemiştir.

 

Görüldüğü üzere Kanun güvenlik ve emniyetin özellikle üstünde durmuş hatta bu kapsamda Kuruma güvenlik ve emniyetin tesis edilebilmesi amacıyla ilave düzenlemeler yapabilme yetkisi vermiştir.

 

3. YETKİLENDİRME VE DENETİM

 

Kanun kapsamındaki faaliyetlerin Kuruma bildirimde bulunulmaksızın veya Kurumdan yetki alınmaksızın yürütülmesini yasaklamış ve bu faaliyetleri yürütmek isteyen gerçek veya tüzel kişilerin Kuruma başvuruda bulunması gerektiğini düzenlemiştir.

 

Buna göre Kurumdan; nükleer tesis, radyasyon tesisi, radyoaktif atık tesisi işletmek ve radyasyon uygulamalarını yürütmek için lisans alınması zorunlu olup yalnızca Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları ve Türkiye Cumhuriyeti mevzuatına göre kurulmuş tüzel kişiler lisans alabilecektir.

 

Kanun, radyoaktif ve nükleer tesislerin kurulması, bu tesislerde değişiklikler yapılması, kullanılacak ekipman ve radyoaktif maddelerin ihracatı, ithalatı, taşınması vb. hususların Kurumun iznine tabi olarak gerçekleştirilebileceği yönünde düzenlemeler yapmıştır.

 

Kurum, Nükleer Düzenleme Kurulu’nun (‘’Kurul’’) yetkilendirdiği, denetçileri aracılığı ile bu Kanun kapsamındaki faaliyetleri ve yetkilendirilen kişileri denetleyecektir. Bu denetimler haberli ve programlı olabileceği gibi programsız ve habersiz şekilde yılın herhangi bir günü gerçekleştirilebilecektir.

 

Denetimin ve yerinde incelemenin içeriği Kurum tarafından yönetmelik ile belirlenecektir.

 

4. RADYOAKTİF ATIKLAR VE KULLANILMIŞ YAKITLAR

 

Radyoaktif atıklar toplum sağlığı ve çevre için oldukça büyük riskler barındırmaktadır. Bu nedenle Kanun radyoaktif atıkların çevreye salınamayacağını belirtmiş ve bu atıkların yönetimine ilişkin tüm sorumluluğu yetkilendirilen kişiye bırakmıştır.

 

Kanun gerek kamu gerekse de çevre için oldukça tehlikeli olabilecek radyoaktif atıkların Türkiye Cumhuriyeti egemenlik alanı dışında gerçekleştirilen bir faaliyetin sonucu ortaya çıkması halinde ülke içerisine sokulmasını yasaklamıştır.

 

Faaliyetler sonucu ortaya çıkan radyoaktif atık ve kullanılmış yakıtlar yetkilendirilen kişilere devredilene kadar tesislerde depolanacak ve bunların her türlü sorumluluğu yetkilendirilen kişiye ait olacaktır.

 

Netice olarak en sonunda ortaya çıkan radyoaktif atıklar bertaraf edilecektir.

 

5. NÜKLEER ZARARLARA İLİŞKİN İŞLETENİN HUKUKİ SORUMLULUĞU

 

Öncelikle belirtmek gerekir ki nükleer zararlar hakkında Kanunda hüküm bulunmayan hallerde Paris Sözleşmesinin hükümleri uygulama alanı bulacaktır.

 

İşletenin sorumluluğundan bahsetmeden önce Kanunun ‘’işleten’’ tanımına değinmek gerekirse:

 

‘’Kurum tarafından veya ülkesindeki makamlar tarafından bir nükleer tesisi işletmek üzere yetkilendirilmiş tüzel kişi, nükleer tesis işletmek için verilecek lisans alınmadan önceki dönemde nükleer tesisi kuran tüzel kişi, nükleer tesisi işletmek için verilen lisans iptalinden sonra yeni bir işleten belirlenene kadar olan dönemde lisansı iptal edilen tüzel kişi işleten olarak kabul edilir.’’

 

Kanun bu şekilde tanımladığı işletenin, nükleer hadisenin meydana gelmesi durumunda, sorumluluğunu kusursuz sorumluluk şeklinde düzenlemiştir.

 

Yani işleten nükleer hadisenin meydana gelmesinde kendisinin, personelinin ve tesisle ilgili teknoloji, mal ve hizmet sağlayanların herhangi bir kusurunun olup olmadığına bakılmaksızın sorumlu tutulacaktır. Belirtmek gerekir ki işletenin Kurumdan aldığı yetkinini sınırlandırılmış, askıya alınmış veya iptal edilmiş olması sorumluluğunu ortadan kaldırmayacaktır.

 

Bununla birlikte Kanun işletenin sorumluluğu kapsamına girmeyecek münhasır birtakım halleri de saymıştır.

 

  • İşleten, doğrudan bir silahlı çatışma, hasmane hareketler, iç savaş ya da ayaklanmadan dolayı meydana gelen bir nükleer hadiseden kaynaklanan nükleer zarardan sorumlu olmaz.

 

  • İşletenin, nükleer zarara neden olan nükleer hadisenin, nükleer zarar gören kişinin kastından ya da ağır ihmalinden meydana geldiğini ispat etmesi hâlinde; işleten, sadece nükleer zarar gören bu kişiye karşı yetkili mahkemenin kararıyla kısmen veya tamamen sorumluluktan kurtulabilir.

 

Nükleer zarar münhasır ve kusursuz sorumluluk hali esas alınarak 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu hükümlerine göre tazmin edilecektir.

 

İşleten üst sınırı Kanunda belirtilen tutarlarda sigorta yaptırmak veya teminat göstermek zorundadır. Bu teminat veya yaptırılan sigorta yalnızca nükleer zararın tazmini için kullanılır.

 

Nükleer faaliyetler dolayısıyla zarar gören kişiler bu zararın tazminini işletenden, sigortacıdan, sigorta havuzundan ve diğer teminat verenlerden talep edebilirler.

 

İşleten, sigortacı, nükleer sigorta havuzu, diğer teminat verenler ve Devlet, nükleer zararı ortaya çıkaran nükleer olaya kasıtlı olarak sebep olan gerçek kişiye rücu edebilir.

 

6. NÜKLEER TEKNİK DESTEK ANONİM ŞİRKETİ (“NÜTED”)

 

NÜTED, Kurumun görevlerini yerine getirirken ihtiyaç duyacağı analiz, danışmanlık, gözetim, inceleme, muayene, test, kontrol, eğitim gibi destekleri sağlamak amacıyla kurulan paylarının en az yüzde elli biri Kuruma ait olan özel hukuk tüzel kişiliğini haiz bir anonim şirkettir.

 

7. CEZA HÜKÜMLERİ VE İDARİ YAPTIRIMLAR

 

Kanun nükleer faaliyetlere ilişkin düzenlemelerinin yanı sıra bu faaliyetler kapsamında gerçekleşmesi mümkün belirli fiilleri yasaklamış ve birtakım cezai yaptırımlar öngörmüştür.

 

Geçerli bir lisan olmaksızın nükleer tesis işletmek, radyolojik ya da nükleer silah imal etmek, nükleer ve radyoaktif maddelere yetkisiz bulunulan müdahaleler, bu madde ve kaynakları özensiz kullanmak, bu madde ve kaynaklara zarar veren veya sabote etmek gibi birtakım fiiller cezai yaptırıma tabii şekilde düzenlenmiştir.

 

Bunların dışında Kurumdan izin alınması gerek durumlarda izin almamak, işbu mevzuat ve diğer ilgili mevzuat hükümlerine aykırı davranmak, Kurum kararlarına ve talimatlarına aykırı hareket etmek gibi fiiller de çeşitli idari yaptırımlara tabii tutulmuştur.

 

Oğuz Kara (kara@oguzkara.av.tr)

Oğuzhan Bulan

Languages »

Bu internet sitesinde dolaşmaya devam etmek için çerez politikamızı kabul etmeniz gerekmektedir. Daha fazla bilgi

The cookie settings on this website are set to "allow cookies" to give you the best browsing experience possible. If you continue to use this website without changing your cookie settings or you click "Accept" below then you are consenting to this.

Close