Maaş Hacizlerinde Sıra Cetveli Sorunu

Maaş Hacizlerinde Sıra Cetveli Sorunu

Yargıtay İçtihadı Birleştirme Hukuk Genel Kurulu’nun (“Kurul”) 2020/3E. ve 2021/1K. sayılı 16.04.2021 tarihli kararı maaş haczi nedeniyle yapılan sıra cetveli niteliğiyle ilgili önemli tespitler içermekte olup, bu yazımız ile konuyu özetlemek isteriz.

I. Kurul’a Başvuru Konusu Hakkında Ön Bilgi

Kurul’a başvuruda özetle; maaş haczi nedeniyle yapılan sıralamanın sıra cetveli sayılıp sayılmayacağı, muvazaa iddiası halinde ispat yükünün davacıya mı davalıya mı ait olacağı konusunda içtihatların birleştirilmesi talep edilmiştir.
Yargıtay (Kapatılan) 19. Hukuk Dairesinin ve Yargıtay (Kapatılan) 23. Hukuk Dairesinin maaş haczinin niteliğine dair verdiği çeşitli tarihlerdeki kararları arasında farklılık bulunduğu, görüş aykırılığı ve farklı uygulamaların sürdürüldüğü gerekçesiyle Kurul tarafından içtihatların birleştirilmesi ve içtihat aykırılıklarının giderilmesi istenmiştir.

II. Başvuru Konusu Hakkında Görüş Özetleri

a. (Kapatılan) 19. Hukuk Dairesi Görüşü
Dairenin bir kısmı farklı görüşte olsa da genel görüşe kısaca değinmek isteriz.

Daire, sıra cetveline itiraz davalarına 2011 yılına kadar incelemiş, bu tarihten sonraki davalara (Kapatılan) 23. Hukuk Dairesi bakmıştır. Bu bakımdan öncelikle belirtmek gerekir ki Dairenin son 8 yılda bu konuda verilen bir kararı mevcut değildir.

Diğer yandan Daire önceki kararlarında genellikle maaş haczine ilişkin listenin sıra cetveli sayılmadığını kabul etmiş, münferit olan bir kararında (24.11.2010 tarihli ve 2010/10572E., 2010/13213K. sayılı karar) maaş haczine ilişkin işlemlerin sıra cetveli yerine geçeceğini belirtmiştir.

Özetle; (Kapatılan) 23. Hukuk Dairesinin son 8 yılda bu konuda verdiği kararların istikrarlı olması ve (Kapatılan) 19. Hukuk Dairesinin kararları ile uyumlu olması sebebiyle –ayrık sadece bir karar mevcuttur- içtihadın birleştirilmesi yolunagidilmesine gerek olmadığını belirtilmiştir. Ancak söylediğimiz gibi dairenin içtihatın birleştirilmesine gerek olduğu yönünde görüş belirten üyeleri de mevcuttur.

b. (Kapatılan) 23. Hukuk Dairesi Görüşü
Daire, 2011 yılından beri ilgili davalara bakmaktadır. Bugüne kadar verilen kararlarında; maaş haczine ilişkin işlemlerin sıra cetveli olarak kabul görmediği, bu konudaki muvazaa iddialarını da genel muvazaa olarak kabul ederek ispat yükünün davacıda olduğunun belirtildiği görülmektedir.
Özetle; (Kapatılan) 23. Hukuk Dairesi ve (Kapatılan) 19. Hukuk Dairesinin kararlarının aksi yönde olan –maaş haczi işlemlerinin sıra cetveli olarak kabul edildiği- kararlarının süreklilik arz eden bir uygulama olmadığı belirtilmiş, bu bakımdan görüş aykırılığı olmadığı gerekçesiyle içtihatların birleştirilmesine gerek olmadığı yönünde görüş belirtilmiştir.

c. Hukuk Genel Kurulu Görüşü

Hukuk Genel Kurulu, (Kapatılan) 23. Hukuk Dairesi ve (Kapatılan) 19. Hukuk Dairesinin kararları incelendiğinde ispat külfetinin alacaklıda olduğu konusunda farklılık bulunmadığından içtihatların birleştirilmesine gerek olmadığı yönünde görüş bildirmiştir.
Ancak, birden fazla maaş haczi durumunda düzenlenen ödeme sırasının sıra cetveli yerine geçip geçmeyeceği ve bu konuda şikayet/dava yoluna başvurulup başvurulamayacağı konusunda çelişkiler olması sebebiyle içtihatların birleştirilmesi gerektiğini bildirilmiştir.

III. Ön Sorun ve Çözümü

Kurul, içtihadın birleştirilmesi kararı verilebilmesi için, içtihat aykırılığına konu kararların “devamlılık” arz etmesinin gerekmesi ve içtihatların birleştirilmesine konu kararlarında istikrar kazanan bir uygulama bulunması gerektiği sorununu ön sorun olarak ele alarak tartışmıştır.
Ön sorun çözümünde öncelikle Yargıtay içtihatları birleştirme kararları (“İBK”) nitelik ve özelliklerine değinilmesi gerekmektedir. Gerçekten de Kurul, başvuru konusu hakkında bir karara varmadan önce İBK niteliğini belirleme yoluna gitmiştir.

Kısaca değinmek gerekirse İBK kesindir, aleyhine yargı yoluna başvurulamaz. Aslında yargısal karar olmaktan çok, yasama işlevine yakın bir işlem mahiyetindedir – Kurul da kararında bu hususa değinmiştir. Öte yandan İBK özelliği gereği soyut ve genel nitelikte kurallar barındıran kararlardır, temel amacının hukuk birlik ve bütünlüğünü sağlamak olduğu hususu göze çarpmaktadır. Bu kapsamda içtihat farklılığı olduğu belirtilen kararlar Kurulca tek tek incelenerek uyuşmazlık çözülmüştür.

Neticede, (Kapatılan) 19. Hukuk Dairesinin bir adet kararında ve (Kapatılan) 23. Hukuk Dairesinin birkaç adet kararında maaş haczine ilişkin sıralamanın sıra cetveli niteliğinde olduğu belirtişmişse de söz konusu kararlar istikrarla uygulanan sabit kararlar değildir.
İBK yönünden ön koşul, belirli bir konuya ilişkin görüş ve kabullerin “kararlı ve sürekli” şekilde ortaya konulması ve bu yönüyle uygulamada “kesinlik” kazanmasıdır. Bu bakımdan içtihatların birleştirilmesine yer olmadığı sonucuna varılmıştır.

IV.Sonuç

İBK verilebilmesi için, içtihat aykırılığına konu kararların devamlılık arz etmesi gerekmektedir, Kurul kararında da özellikle üzerinde durulan husus bu olmuştur. Başvuru konusu maaş haczi nedeniyle yapılan sıralamanın sıra cetveli sayılıp sayılmayacağı olsa da Kurul bu hususta tanımlama yapmadan önce, konu bakımından İBK verilmesi gerekliliğini tartışmıştır.

Kurul kararı, teknik bir incelemeden çok İBK’nın ön koşulunu belirlemek ve tanımlamak yönünden belirleyici olarak karşımıza çıkmaktadır. Şayet herhangi bir konu bakımından İBK talep edilmişse öncelikle tespit edilmesi gereken husus; Yargıtayın Özel Dairelerinin yerleşmiş kararlarına aykırılık teşkil eden kararlarının istikrar kazanıp kazanmadığı sorunudur. Bu bir ön koşu olarak karşımıza çıkmaktadır.

Sonuç olarak, maaş haczi nedeniyle yapılan sıralamanın sıra cetveli sayılıp sayılmayacağı konusunda, (Kapatılan) 19. Hukuk ve (Kapatılan) 23. Hukuk Dairelerinin yerleşmiş kararlarına aykırılık teşkil eden –aykırı- kararların istikrar kazanmamış olması ve aslında bu yönde devamlı bir uygulama olmaması gerekçesiyle içtihatların birleştirilmesine yer olmadığı sonucuna isabetle varılmıştır.

Languages »