Boşanmada Velayet – Soru&Cevap

Boşanmada Velayet – Soru&Cevap


Velayet tam olarak ne anlama geliyor?


Velayet, anne babanın çocukları üzerindeki yönetim ve temsil yetkisidir. Bu yetki, evlilik birliği devam ettiği süre boyunca eşler tarafından birlikte kullanılmaktadır. Ancak velayet sorunu boşanma aşamasında gündeme gelmektedir. Boşanma sürecinde eşler arasındaki velayet tartışması, diğer eşin çocuğa yeterince iyi bakamayacağı ya da kendisinin daha iyi bakacağı inancından gelebilmektedir. Bunların yanında, velayet konusu karşı tarafla hesaplaşma aracı olarak da görülebilmektedir.


Velayetin kime verileceğine nasıl karar veriliyor?


Velayetin kimde kalacağına karar verirken hakim, çocuğun en iyi şartlarda büyümesini amaçlanmaktadır. Diğer bir deyişle, annelik ve babalık duygularının tatmini ya da anne veya babanın çocuğundan mahrum kalmamasından ziyade “çocuk için en ideal” olan velayet kararında büyük önem kazanmaktadır.


Çocuğun yaşı önemli mi?


Velayet kararı verilirken çocuğun yaşı büyük önem kazanmaktadır.


Örneğin; 0-3 yaş arasında bir çocuğun velayeti kural olarak anneye verilmektedir. Zira, bu dönem bilimsel olarak da kabul edildiği üzere çocuğun anneye en çok ihtiyaç duyduğu dönemdir.

0-3 yaş aralığındaki bir çocuğun velayetinin babaya verilmesi için çocuğun (anne yanında kalması durumunda) yaşamını tehlikeye düşürecek unsurların varlığı gereklidir.


3-6 yaş aralığında ise artık çocuk anne bakımına nispeten daha az ihtiyaç duymaktadır. Lakin, bu yaş aralığında bir çocuğun da velayeti yine öncelikli olarak anneye verilmektedir.

3-6 yaş aralığında bir çocuğun velayetinin boşanmada babaya verilmesi için annenin çocuğa bakmaktan aciz olması, çocuğun sağlığının tehlikeye girme durumu olması yahut annenin sağlık durumunun kötü olması sebep olmaktadır. Çünkü hala çocuğun anneye olan ihtiyacı babaya olan ihtiyacının önündedir.


İlkokul çağındaki çocukların velayetinin kime verileceği belirlenirken artık çocuğun eğitim ihtiyacı ön plana çıktığından maddi imkanlar devreye girmektedir. Hakim bu noktada karar verirken diğer bütün unsurların yanında hangi ebeveynin çocuğa daha iyi bir eğitim sağlayabileceğini de gözetmek durumundadır.


12 yaşından büyük çocuklar için ise Türkiye’nin de taraf olduğu Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi doğrultusunda hareket edilerek çocuğa hangi ebeveynin yanında kalmak istediği soruluyor. Yalnız çocuğun isteği hakim için bağlayıcı değildir.


Hakim çocuğun iradesini de dikkate alarak, ve en önemlisi pedagog raporunu nazara alıp, bütün şartları değerlendirip, kararını vermektedir.


Eşlerden biri farklı bir şehire taşındığında velayet sorunu nasıl çözülüyor?


Velayet kendisine verilmeyen ebeveynin çocuğunu bir daha görememesi gibi bir durum söz konusu değil. Mahkeme, velayetin verilmediği eşin, çocukla olan ilişkisinin tesisini somut olaya göre düzenlemektedir.


Aynı şehirlerde yaşayan eşlerde, her hafta sonu veya iki haftada bir gibi sık ve kısa süreli görüşmeler söz konusu iken eşlerin farklı şehirlerde yaşaması durumunda görüşmelerin sayısı azalırken süreleri uzayacaktır.


İlk bakışta bu düzenlemenin ne kadar adaletli olduğu sorusu akla gelse de yukarıda belirttiğimiz gibi karar verilirken en temel unsur çocuğun menfaatidir. Çocuğun özellikle eğitim hayatıyla veya yaşama düzenini en az bozacak yol olduğu için bu şekilde düzenlemeye gidilmektedir.


Velayet kararının uygulanmasında da sıkıntılar çıkıyor, değil mi?


Velayet konusundaki önemli bir sorun da tarafların mahkeme kararına uymamalarıdır.


Anne-babalar velayet kararında belirlenen şartları sıklıkla ihlal etmektedir. Örneğin; anne kendisine velayeti verilen çocuğu baba ile görüştürmüyor veya çocuğu şehir dışında veya yurtdışına çıkartmaktadır. Bu durumda çözüm icra müdürlükleri kanalıyla çocuğun tesliminin sağlanmasıdır. Çocuğu görmesi gerektiği halde göremeyen eş mahkeme kararıyla birlikte icra müdürlüğüne başvurarak çocuğun zorla kendisiyle görüştürülmesini sağlayabilmektedir. İcra müdürlükleri bu hassas durum için eğitimli kolluk gücü mensupları ve pedagoglarla çalışmaktadır.


Fakat icra yolu sadece ülke içinde bir çözümdür. Çocuğun yurtdışına çıkarılması ise bambaşka bir olgudur. Velayetin bırakıldığı eşin yurtdışına çıkma durumu ortaya çıktığında diğer eşin talebiyle yahut hakimin re’sen hareket etmesiyle velayet için gerekli önlemler alınır, velayet düzeni yeniden belirlenmektedir.


Sadece yurtdışı ihtimalinde değil velayeti alan eşin başkasıyla evlenmesi ve ölmesi halinde de velayetin durumu yeniden gözden geçirilmektedir.


Bu arada çocuğun kaçırılması veya alıkonulması Türk Ceza Kanunu kapsamında bir suçtur.


Av. Oğuz Kara (kara@oguzkara.av.tr)

Languages »