ÖZEL KOLEKSİYONUN BEDELSİZ ŞEKİLDE MÜZEYE TESLİMİNİN İSTENMESİ (MÜLKİYET HAKKI İHLALİ) – 13.01.2022 TARİHLİ ANAYASA MAHKEMESİ KARARI

ÖZEL KOLEKSİYONUN BEDELSİZ ŞEKİLDE MÜZEYE TESLİMİNİN İSTENMESİ (MÜLKİYET HAKKI İHLALİ) – 13.01.2022 TARİHLİ ANAYASA MAHKEMESİ KARARI

Anayasa Mahkemesi’nin 13.01.2022 tarihli ve 2018/20732 başvuru numaralı kararı özel koleksiyon niteliğindeki eserlerin mülkiyet hakkına konu olup olmadığı ve müzeye istendiği takdirde hak ihlali olup olmadığıyla ilgilidir. Konuyla ilgili önemli tespitler içeren bu kararı yazımızda özetliyoruz.

  

  1. BAŞVURUNUN KONUSU

 

Başvuru konusu, başvurucuların, özel koleksiyona kayıtlı olan eserlerin bedelsiz şekilde müzeye tesliminin istenmesi nedeniyle mülkiyet haklarının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

 

  1. BAŞVURU KONUSU OLAYIN ÖZETİ

 

Başvuruculardan Alexandra Liana Avusturya vatandaşı, Benjamin Schaller Steiner ABD vatandaşı, Eric Irving Steiner ABD vatandaşı ve Natalia Steiner Hercot Fransız vatandaşıdır.

 

Beşinci başvurucu ise murislerinden kalan kültür varlıklarıyla koleksiyonculuk faaliyetinde bulunmak üzere gerçek kişi başvurucular tarafından kurulan bir tüzel kişiliktir.

 

Kayıtlı bir kültür varlığı koleksiyoncusu olan Y.E.S’ nin koleksiyonuna kayıtlı 300’ün üzerinde kültür varlığı bulunmaktadır. Başvurucuların iddialarına göre Y.E.S 1990 yılında bir başka koleksiyoncu olan Y.D’ den kültür varlığı niteliğine haiz olan bir taşınmazı halihazırda taşınmaz içinde bulunan 7 parça kültür varlığı ile beraber satın almıştır ve koleksiyonculuk faaliyetlerini bu taşınmazda sürdürmüştür. Söz konusu bu 7 kültür varlığı taşınmazın duvarlarında süs olarak asılmış olup hiçbir zaman Y.E.S’nin koleksiyonuna kaydedilmemiştir.

 

Y.E.S’ nin ölümünden sonra ise Türk vatandaşı olmayan 4 başvurucu birlikte Steiner Gayrimenkul Yatırım ve Danışmanlık Limitet Şirketini (‘’Şirket’’) kurmuştur ki bu şirket beşinci başvurucu olmaktadır. Şirket Y.E.S’ nin ölümünün ardından 19.02.2014 tarihinde Bodrum Sualtı Arkeoloji Müzesi Müdürlüğü’nün (‘’Müdürlük’’) gözetiminde koleksiyonculuk faaliyetlerine başlamış ve bu kapsamda ilk olarak Y.E.S’ nin koleksiyonuna kayıtlı tüm varlıkları kendi koleksiyonuna aktarmıştır.

 

27.01.1983 tarihli ve 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu’na (‘’Kanun’’) 04.02.2009 tarihli ve 5835 sayılı Kanun’un 4. maddesiyle eklenen geçici 8. maddeyle 11.03.2005 tarihinden önce bir şekilde koleksiyoncular tarafından edinilmiş ve bağlı bulunduğu müzedeki envanter defterine kaydı yaptırılmış taşınmaz kültür varlıklarının koleksiyoncular arasında hiçbir surette değiştirilemeyeceği ve satılamayacağı hükme bağlanmış, bu taşınmaz kültür varlıklarından müze ve ören yerlerindeki eserlerin bütünleyicisi olduğu tespit edilen parçalar ile müze koleksiyonlarını tamamlar nitelikte olanları Kültür ve Turizm Bakanlığının bedelsiz olarak alma hakkının saklı olduğu belirtilmiştir.

 

Kanun’a eklenen bu geçici madde kapsamında Müdürlük 20.08.2010 tarihinde Y.E.S’ nin veraset davası sonuçlanıncaya kadar koleksiyonuna kayıtlı eserlerin yediemin sıfatı ile Müdürlüğe teslim edilmesi gerektiğini başvuruculara ihtar etmiştir. Başvurucular ise bu işleme karşı Muğla 1. İdare Mahkemesinde (‘’Mahkeme’’) iptal davası açmış fakat Mahkeme bu davayı 23.12.2011 tarihinde reddetmiştir. Kararın gerekçesinde ise muris Y.E.S’nin Avusturya vatandaşı olması buna karşılık başvurucu olan mirasçılarında farklı vatandaşlıklara sahip olması dolayısıyla veraset davasının uzayabileceğini, bu nedenle

 

Y.E.S’nin koleksiyonunda bulunan kültür varlıklarının yediemin olarak Müdürlüğe teslim edilmesinde hukuka aykırılık bulunmadığını belirtmiştir. Başvurucular ise Mahkemenin ret kararına karşı temyiz yoluna başvurmuş fakat Danıştay 14. Dairesi (‘’Daire’’) Mahkemenin ret kararını onamıştır.

 

Bu olayların akabinde 07.12.2011 tarihinde Müdürlük bu sefer Y.E.S’nin Y.D’den satın aldığı evinin duvarlarında süs olarak bulunan ve koleksiyonuna kayıtlı olmayan 7 adet kültür varlığının ve Y.E.S’nin koleksiyonuna kayıtlı diğer kültür varlıklarının Müdürlüğe teslim edilmesi gerektiğini başvuruculara ihtar etmiştir. Başvurucular bu işleme karşı da dava açmış ancak Mahkeme bu davayı başvurucular ile muris Y.E.S’ nin farklı vatandaşlıklara mensup olması dolayısıyla koleksiyoner belgesi alınmasının da uzayabileceğini gerekçe göstererek reddetmiştir. Mahkeme bu kararda ayrıca ilgili yedi adet kültür varlığının Y.E.S’nin koleksiyonuna kayıtlı olmadığına da işaret etmiştir.

 

Müdürlük 14.12.2015 tarihinde Y.E.S’ nin koleksiyonuna kayıtlı olmayan yedi adet taşınmaz kültür varlığının ve Y.E.S’ nin koleksiyonuna kayıtlı diğer kültür varlıklarının teslimi hususundaki yargı sürecinin kesinleştiğini bu kapsamda söz konusu kültür varlıklarının Müdürlüğe teslim edilmesini ihtar etmiştir. Müdürlük yazısında 23.03.2010 tarihli ve 27530 sayılı Resmî Gazete’ de yayımlanarak yürürlüğe giren Korunması Gerekli Taşınır Kültür ve Tabiat Varlıkları Koleksiyonculuğu ve Denetimi Hakkında Yönetmelik’in (‘’Yönetmelik’’) 7. maddesinin (3) numaralı fıkrası karşısında taşınmaz kültür varlıklarının koleksiyonculuk faaliyetine konu edilmesinin mümkün olmadığı ifade etmiştir.

 

Başvurucular 22.01.2016 tarihinde bu işleme karşı Mahkemede dava açmıştır. Başvurucular dava dilekçesinde özetle muris Y.E.S’nin koleksiyonundaki eserlerin mirasçılık ve komisyonculuk belgelerinin alındığını, teslimi istenen eserlerin taşınmaz niteliğinde olmadığını, Müdürlüğün işlemine dayanak gösterdiği Yönetmelik hükmünün anılan eserlerin muris tarafından edinildiği tarih olan 1990 yılında mevcut olmadığı dolayısıyla kültür varlıklarının envanter defterine kayıtlı olan kültür varlıklarının Müdürlüğe tesliminin kanuni bir dayanağı olmadığını belirtmişlerdir.

 

Başvurucuların açtığı davada davalı taraf olan Kültür ve Turizm Bakanlığı ise cevap dilekçesinde 2863 sayılı Kanun’un 6. maddesi uyarınca devlet malı niteliğinde olan taşınmaz kültür varlıklarının özel mülkiyete geçmesi ve miras yoluyla intikal etmesinin mümkün olmadığını ayrıca başvurucuların Y.D’nin koleksiyonuna kayıtlı ve Y.E.S’nin koleksiyonuna hiçbir şekilde kaydedilmeyen yedi adet taşınmaz kültür varlığı üzerinde hak iddia etmelerinin hukuken olanaksız olduğunu belirtmiştir.

 

Mahkeme davayı reddetmiş ve kararında, nihai olarak taşınmaz kültür varlığı niteliğinde olması nedeni ile koleksiyonculuk faaliyetine konu edilmesi mümkün bulunmayan, devlet malı niteliğini haiz yedi kültür varlığının duvarlarına monteli olduğu evin satışı ile birlikte özel mülkiyete geçmesinin hukuken söz konusu olamayacağı vurgulamış ve dava konusu işlemin hukuka uygun olduğu açıklamıştır.

 

Başvurucular bu karara karşı istinaf yoluna başvurmuştur. İstinaf dilekçesinde esas itibarıyla dava dilekçesinde ileri sürülen iddialar tekrarlanmıştır. İstinaf dilekçesinde ek olarak Mahkemenin kararının gerekçesiz olduğundan yakınılmıştır. Dilekçede, Mahkemece hiçbir araştırma yapılmadan eserlerin taşınmaz kültür varlığı niteliğinde olduğunun kabul edildiği belirtilmiştir.

 

İzmir Bölge İdare Mahkemesi 4. İdari Dava Dairesi (Bölge İdare Mahkemesi) 10.04.2018 tarihli kararıyla istinaf istemini esastan ve kesin olarak reddetmiştir. Başvurucular bu sefer de temyiz yoluna başvurmuşlar fakat Bölge İdare Mahkemesi kararın kesin olduğu gerekçesiyle başvuruyu reddetmiştir.

 

Yaşanan bu gelişmeler sonucunda başvurucular 04.07.2018 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuşlardır.

 

  1. İLGİLİ HUKUK

 

Kanun’un “Tanımlar ve kısaltmalar” kenar başlıklı 2. maddesi şu şekildedir:

 

‘’Kültür varlıkları; tarih öncesi ve tarihi devirlere ait bilim, kültür, din ve güzel sanatlarla ilgili bulunan veya tarih öncesi ya da tarihi devirlerde sosyal yaşama konu olmuş bilimsel ve kültürel açıdan özgün değer taşıyan yer üstünde, yer altında veya su altındaki bütün taşınır ve taşınmaz varlıklardır.

‘’Taşınır tabiat varlıkları; jeolojik devirlere ait olup, ender bulunmaları nedeniyle olağanüstü özelliklere sahip yer üstünde, yer altında veya su altında bulunan korunması gerekli taşınır tabii değerlerdir.’’

 

Kanun’un “Devlet malı niteliği” kenar başlıklı 5. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

 

“Devlete, kamu kurum ve kuruluşlarına ait taşınmazlar ile özel hukuk hükümlerine tabi gerçek ve tüzelkişilerin mülkiyetinde bulunan taşınmazlarda varlığı bilinen veya ileride meydana çıkacak olan korunması gerekli taşınır ve taşınmaz kültür ve tabiat varlıkları Devlet malı niteliğindedir.”

 

Kanun’un 4. maddesiyle eklenen geçici 8. maddesi şöyledir:

 

“11/3/2005 tarihinden önce bir şekilde koleksiyoncular tarafından edinilmiş ve bağlı bulunduğu müzedeki envanter defterine kaydı yaptırılmış taşınmaz kültür varlıkları, koleksiyoncular arasında hiçbir surette değiştirilemez ve satılamaz. Ancak bu taşınmaz kültür varlıklarından; müze ve ören yerlerindeki eserlerin bütünleyicisi olduğu tespit edilen parçalar ile müze koleksiyonlarını tamamlar nitelikte olanları Kültür ve Turizm Bakanlığının bedelsiz olarak alma hakkı saklıdır..”

 

T.C Anayasası’nın mülkiyet hakkını düzenleyen 35. Maddesi ise şu şekildedir:

 

‘’Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir.

 

Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir.

 

Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz.’’

 

Görüldüğü gibi Anayasa mülkiyet hakkının kamu ve toplum yararının gözetileceği hallerde sınırlandırılabileceği şeklinde bir düzenleme yapmıştır.

 

Konuya ilişkin uygulama alanı bulan Uluslararası Hukuk ise şu şekildedir:

 

Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne (‘’Sözleşme’’) ek 1 No.lu Protokol’ün 1. maddesi şöyledir:

 

“Her gerçek ve tüzel kişinin mal ve mülk dokunulmazlığına saygı gösterilmesini isteme hakkı vardır. Bir kimse, ancak kamu yararı sebebiyle ve yasada öngörülen koşullara ve uluslararası hukukun genel ilkelerine uygun olarak mal ve mülkünden yoksun bırakılabilir.

 

Yukarıdaki hükümler, devletlerin, mülkiyetin kamu yararına uygun olarak kullanılmasını düzenlemek veya vergilerin ya da başka katkıların veya para cezalarının ödenmesini sağlamak için gerekli gördükleri yasaları uygulama konusunda sahip oldukları hakka halel getirmez.”

 

Sözleşme işbu hüküm ile özel mülkiyeti koruma altına almaya çalışmıştır.

 

  1. İLGİLİ HUKUKUN SOMUT OLAYA UYGULANMASI

 

Somut ihtilafta mülkün varlığı bağlamında öncelikle (i) kültür varlıklarının özel mülkiyete konu olmasının mümkün olup olmadığı, ardından da (ii) başvurucuların mülkiyetinin bulunup bulunmadığı hususlarının tartışılması gerekir.

 

  • Kültür Varlıklarının Özel Mülkiyete Konu Olabilirliği

 

Taşınır ve taşınmaz kültür varlıklarının Kanun uyarınca  ‘’devlet malı’’ niteliğinde olması bunların özel mülkiyete konu olmasına engel teşkil etmemektedir.

 

Belirtilmelidir ki Devlet malı niteliği devletin denetim ve gözetim yetkisini genişleten bu hükümleri harekete geçiren bir statüden ibarettir. Dolayısıyla Türk hukukunda taşınır ve taşınmaz kültür varlıklarının özel mülkiyete konu edilmesinin yasaklanmadığı anlaşılmıştır.

 

  • Başvurucuların Mülkiyet İddiası

 

Bu kapsamda öncelikle Y.E.S’nin koleksiyonuna kayıtlı olan parçalar ile Y.D’nin koleksiyonuna kayıtlı olup Y.E.S’nin nezdinde bulunun yedi adet kültür varlığının ayrı ayrı ele alınması gerekir.

 

  • E.S’nin koleksiyonuna kayıtlı eserler yönünden mülkiyet iddiası

 

Kanun’a eklenen geçici 8. Maddeniz özel düzenlemesi bu hususta önemlidir. Bu düzenlemeyle 11.03.2005 tarihinden önce bir şekilde koleksiyoncular tarafından edinilmiş ve bağlı bulunduğu müzedeki envanter defterine kaydı yaptırılmış taşınmaz kültür varlıklarının koleksiyoncular arasında hiçbir surette değiştirilemeyeceği ve satılamayacağı hükme bağlanmıştır.

 

Görüldüğü üzere anılan hüküm 11.03.2005 tarihinden önce özel koleksiyonlara dâhil edilen taşınmaz kültür varlıkları üzerindeki özel mülkiyeti otomatik olarak ortadan kaldırmamakta, sadece devir ve satış yasağı getirmekte ve bunların bedelsiz olarak müzelere alma hususunda idareye takdir yetkisi tanınmaktadır

 

İhtilaf konusu eserlerin 11.03.2005 tarihinden önce Y.E.S’nin koleksiyonuna kayıtlı olması, ve söz konusu eserlerin başvurucuların kurduğu şirkete usulüne uygun şekilde devredilmesi dolayısıyla Şirket’in söz konusu eserlerin mülkiyetine sahip olduğu sonucuna varılmıştır.

 

  • D’nin koleksiyonuna kayıtlı yedi eser yönünden mülkiyet iddiası

 

Başvurucuların Y.D. ile Y.E.S. arasındaki satış işleminin Kültür ve Turizm Bakanlığına bildirildiğini ve tescil ettirildiğini ispatlayamaması dolayısıyla Y.D.nin koleksiyonuna kayıtlı bulunan yedi parçanın mülkiyetinin usulüne uygun olarak Y.E.S.ye devredildiğinin ve bu kapsamda  mirasçıların mülkiyet hakkına sahip olduğunun kabulü mümkün değildir.

 

Açıklananalar ışığında görülüyor ki başvurucu Şirket’in, envanterine kaydedilen kültür varlıklarının Müdürlüğe teslim edilmekle yükümlü kılınması mülkiyet hakkına müdahale teşkil etmektedir. Bu kapsamda müdahalenin ihlal oluşturup oluşturmadığını, müdahalenin hukuka uygun mahiyette olması için taşıması gereken esaslar ışığında değerlendirilecektir.

 

  • Müdahalenin Kanuniliği

 

Anayasa’nın 35. maddesinin ikinci fıkrasında, mülkiyet hakkının ancak kamu yararı amacıyla kanunla sınırlanabileceği belirtilmek suretiyle mülkiyet hakkına yönelik müdahalelerin kanunda öngörülmesi gerektiği ifade edilmiştir.

 

Öte yandan temel hak ve özgürlüklerin sınırlandırılmasına ilişkin genel ilkeleri düzenleyen Anayasa’nın 13. maddesi de hak ve özgürlüklerin ancak kanunla sınırlanabileceğini temel bir ilke olarak benimsemiştir. Buna göre mülkiyet hakkına yapılan müdahalelerde dikkate alınacak öncelikli ölçüt, müdahalenin kanuna dayalı olmasıdır.

 

Başvurucu Şirketin koleksiyonuna kayıtlı eserlerin müzeye teslimi yolunda tesis edilen idari işlemin dayanağı olarak 5835 sayılı Kanun’un 4. maddesiyle 2863 sayılı Kanun’a eklenen geçici 8. madde gösterilmiştir. Anılan kural 11.03.2005 tarihinden önce bir şekilde koleksiyoncular tarafından edinilmiş ve bağlı bulunduğu müzedeki envanter defterine kaydı yaptırılmış taşınmaz kültür varlıklarından müze ve ören yerlerindeki eserlerin bütünleyicisi olduğu tespit edilen parçalar ile müze koleksiyonlarını tamamlar nitelikte olanlarının bedelsiz olarak alınması konusunda Kültür ve Turizm Bakanlığına yetki tanımaktadır. Dolayısıyla başvurucu Şirketin envanterine kayıtlı olan ve taşınmaz nitelikte olduğu kabul edilen kültür varlıklarının bedelsiz olarak müzeye teslim edilmesi yönündeki işlemin kanuni dayanağının bulunduğu anlaşılmaktadır.

 

  • Meşru Amaç

 

Başvurucu Şirket’in envanterindeki taşınmaz kültür varlıklarının müzeye teslim etmekle yükümlendirilmesinin amacı kültür varlıklarının korunmasıdır. Dolayısıyla başvuru konusu kültür varlıklarının müzeye teslimi yönünde bir yükümlülük getirilmesinin kamu yararına yönelik bir amacı bulunmaktadır.

 

  • Ölçülülük

 

Anayasa’nın 13. maddesinde yer alan ölçülülük ilkesi elverişlilik, gereklilik ve orantılılık olmak üzere üç alt ilkeden oluşmaktadır. Elverişlilik öngörülen müdahalenin amacı gerçekleştirmeye elverişli olmasını, gereklilik amaç bakımından müdahalenin zorunlu olmasını yani aynı amaca daha hafif bir müdahale ile ulaşılmasının mümkün olmamasını, orantılılık ise bireyin hakkına yapılan müdahale ile ulaşılmak istenen amaç arasında makul bir dengenin gözetilmesi gerekliliğini ifade etmektedir (AYM, E.2011/111, K.2012/56, 11/4/2012; E.2016/16, K.2016/37, 5/5/2016; Mehmet Akdoğan ve diğerleri, B. No: 2013/817, 19/12/2013, § 38)

 

Somut ihtilaf sayılan bu ilkeler ışığında değerlendirilmelidir.

Kanun incelendiğinde gerek taşınır gerekse taşınmaz kültür varlıklarının özel mülkiyete konu edilmesinin yasaklanmadığı görülmektedir. Bununla birlikte Kanun’un, devlete, özel mülkiyette bulunan kültür varlıklarıyla ilgili olarak maliklerin kullanım ve tasarruf yetkilerini sınırlayacak şekilde bu varlıklar üzerinde geniş bir denetim ve gözetim yetkisi de tanıdığı da unutulmamalıdır.

 

Kanun’da kamu kurumlarına bu konuda takdir yetkisi verilmiş olsa da özel mülkiyette bulunan kültür varlıklarının bedelsiz olarak müzelere teslim edilmek suretiyle özel mülkiyetin ortadan kaldırılması oldukça ağır bir müdahale olup bu şekildeki ağır bir müdahalenin meşru görülebilmesi için son derece zorlayıcı nedenlerin bulunması gerekir.

 

Mahkeme ise ihtilaf konusu eserlerin taşınmaz kültür varlığı niteliğinde olması nedeni ile koleksiyonculuk faaliyetine konu edilmesinin mümkün olmadığı şeklinde mevzuatla uyuşmayan bir karar vermiştir. Mahkeme’nin bu konuda mülkiyeti sınırlama rejiminin gereklerine uyduğu söylenemeyecektir.

 

Bu koşullarda Şirketin koleksiyonuna dâhil olan taşınmaz kültür varlıklarının tazminatsız olarak müzeye teslim edilmesi biçiminde başvurucuya ağır külfet yükleyen bir aracın kültür varlığının korunması amacına ulaşılması için en hafif müdahale teşkil eden araç olduğu sonucuna ulaşılamadığından başvurucunun mülkiyet hakkına yapılan müdahalenin gereklilik kriterinin karşılamadığı yönünde değerlendirme yapılmıştır.

 

  1. BAŞVURU SONUCU

 

Anayasa Mahkemesi tarafından açıklanan gerekçeler ile:

 

  • YD’nin koleksiyonuna kayıtlı olan yedi eser yönünden mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın konu bakımından yetkisizliknedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmiştir.

 

  • Şirket envanterine kayıtlı kültür varlıkları bakımından ise gerçek kişi başvurucular tarafından ileri sürülen mülkiyetin ihlal edildiği iddiası ile gerçekleştirilen başvurunun kişi bakımından yetkisizlik dolayısıyla kabul edilemez olduğuna karar verilmiştir.

 

  • Başvurucu Şirketin koleksiyonuna kayıtlı olan eserler yönünden yaptığı başvuru ise kabul edilmiş olup Anayasa’nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkının ihlal edildiğine karar verilmiştir.

 

Oğuz Kara (kara@oguzkara.av.tr)

Oğuzhan Bulan

Languages »

Bu internet sitesinde dolaşmaya devam etmek için çerez politikamızı kabul etmeniz gerekmektedir. Daha fazla bilgi

The cookie settings on this website are set to "allow cookies" to give you the best browsing experience possible. If you continue to use this website without changing your cookie settings or you click "Accept" below then you are consenting to this.

Close