Nükleer Tesis ve Nükleer Madde Güvenliğiyle İlgili Yönetmelik Değişikliği

Nükleer Tesis ve Nükleer Madde Güvenliğiyle İlgili Yönetmelik Değişikliği

Ülkemizde nükleer mevzuat, nükleer enerji alanındaki yatırımların somut ihtiyaçları ve güncel meselelerle birlikte gelişmekte ve değişmektedir. Nükleer enerji planlamasında tartışmasız en önemli hususlardan birisi de nükleer güvenlik tedbirlerinin alınmasıdır. Nükleer Tesislerin ve Nükleer Maddelerin Emniyetine İlişkin Yönetmelik (“Yönetmelik”), 08.08.2020 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.


Yönetmelik, nükleer tesisler ve nükleer maddeler ile ilgili düzenleyici kontrole tabi faaliyetlerin yürütülmesi sırasında alınması gereken emniyet önlemlerini düzenlemektedir.


I. Genel Olarak


Nükleer tesisler, bünyesinde barındırdıkları yüksek risk nedeniyle, sahip olduğu enerji potansiyeline rağmen temkinli yaklaşılması gereken enerji üretim tesisleridir. Nükleer tesislerin faydası kadar zarar potansiyeli de bulunmaktadır. Bu bağlamda yüksek güvenlik önemleri alınması önem arz etmektedir.


702 sayılı Nükleer Düzenleme Kurumunun Teşkilat ve Görevleri ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin açıklaması olacak şekilde ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığının ilişkili kuruluşu Nükleer Düzenleme Kurumu (“Kurum”) tarafından bu inceleme konusu Yönetmelik çıkarılmıştır. Yönetmelik ile 22.05.2012 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan ve Türk Atom Enerjisi Kurumu tarafından çıkarılan “Nükleer Tesislerin ve Nükleer Maddelerin Fiziksel Korunması Yönetmeliği”ne de değinilmiş ve eski tarihli yönetmeliğin, bu Yönetmelik’e aykırı hükümlerinin uygulama bulmayacağı belirtilmiştir.

II. Yönetmelik Konusu

Yönetmelik’te: (i) nükleer tesisler ve nükleer maddeler ile ilgili düzenleyici kontrole tabi faaliyetlerin yürütülmesi sırasında alınması gereken emniyet önlemlerinin gerçekleştirilebilmesi için Kurum’un denetim mekanizması, (ii) nükleer tesiste “yetkilendirilen kişinin” görevleri ve sorumlulukları, düzenlenmiştir.


III. Yönetmelik’in Uygulama Alanı

Yönetmelik, Türkiye Cumhuriyeti sınırları içinde yer alan, (i) barışçıl amaçlarla kullanılan ve Ek-1’deki miktar ve belli özellikteki nükleer maddeleri ve (ii) bu maddeleri üretmek, işlemek, kullanmak, bulundurmak, yeniden işlemek veya depolamak üzere yetkilendirmeye tabi, tesisleri kapsamaktadır. Bu bağlamda Ek-1’de yer alan Plütonyum, Uranyum-235, Uranyum-233 ve ışınlanmış yakıt spesifikasyonlarına bakmak yerinde olacaktır.


Özellikle belirtmek gerekir ki, askeri amaçlarla yürütülecek faaliyetler bu Yönetmelik kapsamında olmayacaktır.

IV. Yönetmelik’in İçeriği

Yönetmelik ile Kurum tarafından nükleer faaliyet için yetkilendirilen kişiye:


1- Gerekli fiziksel güvenlik önlemlerini alma,
2- Kolluk kuvvetleri ve emniyet güçleri ile Kurum koordinasyonu sağlanarak işbirliği yapma, 3- Sahaya nükleer madde getirilmesinden sahanın düzenleyici kontrolden çıkartılmasına kadar olan süreçte nükleer emniyet planlarını uygulama,
4- Nükleer tesisin yapımı konusunda inşaat emniyet planını hazırlayıp Kurum’a sunma ve bu plana göre hareket etme,
5- Yılda en az 1 defa önelsiz emniyet tatbikatı yapıp tesiste güvenliğin ne ölçüde sağlandığını tespit etme buna ilişkin hazırladığı belgeleri Kurum’a iletme yükümlülüğü ile yetkilendirilen kişiye, aldığı önlemlerin yeterli olup olmadığını denetleme,


konusunda yükümlülükler yüklenmiştir.

Ortaya bir zarar çıkması halinde ise bu zarar üçüncü kişilerin etkinliklerinden veya fiillerinden kaynaklı olsa bile, nükleer tesisi işleten kişinin kusursuz olarak tehlike sorumluluğuna tabi olacağı belirtilmiştir. Riziko konusu zararlar için ilgili KHK ile sigorta yapılması öngörülmüştür.

Kurum’a KHK ile yetkilendirilen kişilerin nükleer alanda hukuki sorumluluğa dair sigorta veya teminata ve radyoaktif atık ile işletmeden çıkarma özel hesaplarına ilişkin yükümlülüklerini yerine getirip getirmediklerini tespit etmek yükümü yüklenmiştir. Zarara sebep olanlar nükleer tesiste görevli olmasalar dahi üçüncü kişilerin fiillerinin de yetkilendirilen kişinin kusursuz sorumluluğunu ortadan kaldırmayacağı veya azaltmayacağı belirtilerek yetkilendirilen kişiye kurtuluş kanıtı dahi getirilemeyen bir sorumluluk yüklenmiştir.

Ayrıca, Yönetmelik’te görevlilerce uyulması gereken kurallar konusunda (i) bilmesi gereken ilkesi, (ii) derinliğine savunma ilkesi ve (iii) dereceli yaklaşım ilkesi, şeklinde ilkeler kabul edilmiştir. Yönetmelik ile tatbikat, raporlama, Kurum’un düzenleyici denetimi, nükleer maddelerin depolandığı korunan alanlar ve diğer iç ve hayati alan sınıfları tanımlanmıştır.

Olası bir ihlalde kullanılacak olan Merkezi Alarm İstasyonunu (“MEİ”) düzenlenmiştir.

Yönetmelik’in 25. maddesinde yetkilendirilen kişinin, plan ve prosedürlerin uygulanmasını ve fiziksel koruma sisteminin etkinliğini tespit ve teyit etmek amacıyla her 6 ayda 1 iç denetim yapması, sakıncalı durumlarda mümkün olan en kısa zamanda düzeltici önlemleri alması ve hazırlanan iç denetim raporlarını iç denetimi takip eden 30 gün içerisinde “Gizli” gizlilik derecesi ile Kuruma sunması yükümü yüklenmiştir.

Yönetmelik’in 3. maddesinde Kurum’un, düzenleyici kontrol kapsamındaki faaliyetleri nedeniyle yetkilendirilen kişinin eylem ve işlemlerinden sorumlu tutulamayacağı belirtilmiştir. Kurumun bir düzenleyici ve denetleyici bir kurum olması nedeniyle sorumlu tutulmayacak olması doğrudur. “Nasıl ki herhangi bir banka iflas ettiğinde BDDK’ya başvurulamıyorsa nükleer tesiste meydana gelen ihmalden kaynaklı kazadan da düzenleyici otorite olan Kurum sorumlu tutulamayacaktır.” Zira, Kurum’un gerekli tedbirleri alma yükümü yoktur; yalnızca gerekli tedbirleri almayan yetkilendirilen kişileri tespit etme ve yetkilerini geri alma, yetkilerini askıya alma ve Yönetmelik’e uymayanlara idari para cezası verme gibi bir yetkisi bulunmaktadır.

“Yetkilendirilen kişinin işi bırakması, iflas etmesi ve benzeri durumlar sorumluluğunu ortadan kaldırmaz” denilmiştir. Bu nedenle yetkilendirilen kişinin bir tacir olması halinde iflas etmesi, ticareti terk ettiğini Ticaret Sicil Müdürlüğü’ne bildirmesi tek başına sorumluluğunu sona erdirmeyecektir.

Yönetmelik’in geçici maddesi ile de Yönetmelik’in yürürlüğe girdiği tarihten önce yetkilendirilmiş olan veya yetkilendirilmek üzere Kurum’a başvuruda bulunmuş olan kişilerin, Yönetmeliğin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren 6 ay içerisinde yani 08.02.2021 tarihine kadar hazırlanması gereken eksik planlar ile işbirliği protokollerini Kurum’a sunmaları gerektiği belirtilmiştir.


V. Yönetmelik’te Görevliler Bakımından Kabul Edilmiş Olan İlkeler:

1- Bilmesi Gereken İlkesi


Nükleer faaliyetin beraberinde getirdiği riskler sebebiyle personellere bilmesi gereken ilkesinin uygulanması gerektiği kabul edilmiştir. Bilmesi gereken ilkesi ile herhangi bir konu veya işi görev veya sorumlulukları gereği öğrenmekle, incelemekle, gereğini yerine getirmekle ve korumakla yükümlü bulunanların yetkileri düzeyinde bilgi sahibi olmasını ve erişim sağlamasını nükleer tesiste çalışan ve çalışacak kişilere de görevi gereği bilmesi gerekenleri bilmesi yükümlülüğü yüklenmiştir.

2- Dereceli yaklaşım ilkesi


Dereceli yaklaşım ilkesi ile personelce, Tasarıma Esas Tehdit (“TET”) Belgesi, nükleer tesisin ve nükleer maddenin niteliği, nükleer tesise veya nükleer maddeye yönelik kötü niyetli girişimler neticesinde ortaya çıkabilecek radyolojik sonuçların büyüklüğü dikkate alınarak önlemlerin dikkatli, ölçülü ve derece derece(=gradually) şekilde uygulanmasını öngörülmüştür.

Personelin çalıştığı yerin nükleer tesis olması dolayısıyla, personelin radyasyon yoluyla büyük kitlelere zarar verme riskinin bulunması göz önüne alınarak personele önemlerini basamak basamak şeklinde alma yükümlülüğü yüklenmiştir.

Dereceli yaklaşım ilkesi uyarınca görevliler ölçüsüz şekilde önlem almaktan kaçınma ile yükümlendirilmiştir. Buna göre nükleer tesisteki görevlilerin, hırsızlık gibi Yönetmelikte bahsedilen intrüzyon(=sızma) fiillerini engellemek isterken radyasyona sebep olmaması, güvenliği sağlamak amacıyla ateşli silah kullanırken dikkatli olması, radyasyona ve patlamaya sebep olmaması gerekecektir.

3- Derinliğine Savunma İlkesi

Derinliğine savunma ilkesi nükleer tesislerle ve nükleer maddelerle ilgili faaliyetleri yürüten bütün kişilerin, bu faaliyetlerde nükleer emniyet kültürünü en üst seviyede yansıtması ve bu kapsamda nükleer emniyet hedeflerine ulaşmak için gerekli tedbirleri almasını konu edinmektedir. Derinliğine savunma ilkesi de diğer ilkeler gibi bütün personele uygulanacak bir ilke olarak düzenlemiştir.

VI. Yetkilendirilen Kişinin Yükümlülükleri

Yetkilendirilen kişi nükleer tesisin işleteni sayılmaktadır. Yetkilendirilen kişinin tanımı Yönetmelik’te yapılmamış, Yönetmelik’in dayandığı KHK ile yapılmıştır. KHK’nın 2. maddesindeki tanımlar başlığı altında yetkilendirilen kişi “bu Kanun Hükmünde Kararname kapsamındaki bir faaliyetin yürütülmesi için Kurum tarafından kendisine lisans, izin, onay veya yetki belgesi verilen gerçek veya tüzel kişi” olarak ifade edilmiştir. Yetkilendirilen kişi, işleten sıfatı bulunduğu için, nükleer tesisteki faaliyetlerden sorumlu tutulmuş ve bu faaliyetleri denetim konusunda yetkilendirilen kişiye hem kusursuz mali kişisel hem de (kanun hükmü ile) cezai sorumluluklar yüklenmiştir.

Milli güvenlik gerekçesiyle yetkilendirilen kişinin ancak Türk vatandaşı gerçek kişi veya Türk Kanunlarına göre kurulmuş bir tüzel kişi olabileceği kabul edilmiştir. Bu yükümlülüklere uyulup uyulmadığının Kurum tarafından her 6 ayda 1 yapılacağı ve yükümlülüklere uymadığının tespiti halinde Kurum tarafından yetkilendirilen kişinin yetki kapsamında yürüttüğü belirli faaliyetlerin kısıtlanmasını, yetkilendirmelerinin değiştirilmesini, askıya alınmasını, kısıtlanmasını veya iptalini KHK uyarınca uygulanacak idari para cezalarının uygulanacağı Yönetmelik madde 24 ile belirtilmiştir.

VII. Yönetmelik’in Eleştirisi

Yönetmelik’in 7. maddesinde nükleer tesislere ve nükleer maddelere ilişkin Kurum tarafından yetkilendirme yapılan faaliyetlerin yürütülmesi sırasında nükleer emniyetin sağlanmasında asıl sorumluluk yetkilendirilen kişiye aittir. Kurum da dâhil olmak üzere, faaliyetlerle ilgili diğer kişilerin etkinlikleri ve sorumlulukları yetkilendirilen kişinin sorumluluğunu azaltmaz veya ortadan kaldırmaz denilmektedir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nda (“TBK”) da benzer şekilde 71. maddede, önemli ölçüde tehlike arz eden bir işletmenin faaliyetinden zarar doğduğu takdirde, bu zarardan işletme sahibi ve varsa işleten müteselsilen sorumludur denilmektedir. Üçüncü kişilerin fiillerinin yetkilendirilen kişilerin sorumluluğunu azaltmayacağının belirtilmesi nedeniyle anılan Yönetmelik maddesi yetkilendirilen kişiye TBK’nda öngörülen kusursuz sorumluluğunu da aşan şekilde ciddi bir sorumluluk yüklemektedir.

Yönetmelik, TBK’ndaki kusursuz sorumluluğu aşan bir şekilde sorumluluk yüklendiği için Yönetmelik yerine Kanun ile düzenleme yapılması gerekir.

Anayasa madde 35, mülkiyet hakkının ancak kamu yararı amacı ile ve kanun ile sınırlanabileceğini belirtmektedir. Oysa yetkilendirilen kişiye yüklenen sorumluluk KHK ve Yönetmelik hükmü ile getirilmiştir. Ancak bu durum yetkilendirilen kişinin sorumluluğuna gidilemeyeceği anlamını taşımamaktadır. Yetkilendirilen kişi aynı zamanda işleten sayılacağı için sorumluluk TBK hükümleri uygulanacaktır.

Nihayetinde, yetkilendirilen kişinin, hukuk düzenince aldığı yetki ve izin ile faaliyetlerini yürütmesi nedeniyle, tam anlamıyla bir tazminat yükümü bulunmayacaktır. TBK’nda yer alan ‘’önemli ölçüde tehlike arz eden bir işletmenin bu tür faaliyetine hukuk düzenince izin verilmiş olsa bile, zarar görenler, bu işletmenin faaliyetinin sebep olduğu zararlarının uygun bir bedelle denkleştirilmesini isteyebilirler’’ hükmü uyarınca, yetkilendirilen kişinin sorumluluğu, sadece neden olduğu zararları uygun bir bedel ile denkleştirme yükümlülüğü olacaktır.

Ayrıca, incelememizin konusu olmamakla birlikte, ceza hukuku bakımından ise yetkilendirilen kişiye uygulanacak adli cezalar bakımından kanunilik açısından bir sorun bulunmamaktadır. Çünkü yetkilendirilen kişiye uygulanabilecek cezai hükümler KHK hazırlandıktan sonra 7164 sayılı Kanun ile KHK madde 45 ile eklenmiştir.

VIII. Sonuç

Yönetmelik ile beraber Kurum tarafından nükleer faaliyette bulunma konusunda yetkilendirilen kişinin, alması gereken önlemler bakımından açıklamalar getirilmesi ve bu önlemlerin alınıp alınmadığı hususunun Kurum tarafından hangi süreler ile denetleneceğinin belirtilmesi ve nükleer tesislerde görev yapanların uyması gereken ilkelerin belirtilmesi bakımından olumlu bir değişiklik olmuştur.

Bununla birlikte yetkilendirilen kişinin sorumluluğu bakımından, yetkilendirilen kişinin çalışanı olmasa bile üçüncü kişilerin hukuka aykırı fiillerinin yetkilendirilen kişinin sorumluluğunu azaltmayacağının kabulüyle TBK’daki tehlike sorumluluğundan daha büyük bir sorumluluk öngörüldüğü için, ilgili sorumluluk normunun KHK ve Yönetmelik hükmü ile değil kanun hükmüyle getirilmesinin Anayasa’nın 35. maddesi uyarınca daha doğru olacağı değerlendirilmektedir.


Av. Oğuz Kara (kara@oguzkara.av.tr)

Stj. Av. Muhammed Ali Gürakıncı

Languages »