Aile Şirketleri Neden Uzun Ömürlü Olmuyor?

Aile Şirketleri Neden Uzun Ömürlü Olmuyor?

Ülkemizde faaliyet gösteren şirketlerin çoğu aile şirketi…


Aile şirketleri kuruldukları ilk etapta ticari faaliyetlerine hızlı ve efektif bir şekilde devam ediyor. Şirket ortaklarının aile üyelerinden oluşmasıyla ortaya çıkan bu özel dayanışma ve işbirliği ortamı hızlı büyümenin temel etkenlerinden biri.
Ancak aile şirketleri birkaç nesil sonra çeşitli sebeplerle ömürlerini tamamlıyor. Bu sebeplerin başında aile üyesi sayısının artması, nesiller arası iletişim kopukluğu, kurumsal ve şeffaf yönetim anlayışının sağlanamaması gibi sebepler geliyor.


Aile şirketlerinin sürekliliğini sağlama ve kurumsallaştırmanın en önemli yollarından biri ise “aile anayasası”.
Aile anayasasından bahsetmeden önce aile şirketi tanımı üzerinde durmakta yarar var.


Aile şirketi nedir? Esasında, aile şirketi mevzuatta düzenlenen hususi bir şirket türü değil. Aile şirketi, şirket hissedarlarının çoğunun aynı soy bağına mensup kişilerden oluşması sebebiyle isimlendirdiğimiz bir oluşum.
Yani aile şirketi, ticari hayatta sık karşılaştığımız limited şirket veya anonim şirket olabilir; ancak onun aile şirketi olarak nitelendirilmesini sağlayan esaslı unsur şirket hissedarlarının aile üyeliği…


Aile şirketleri kısa ömürlü oluyor demiştik. Kısa ömür biçilen bu aile şirketlerinin, kuruldukları andan kısa bir süre sonra hızla büyümesi sonrası, uzun ömürlü ve istikrarlı olması ise “kurumsallaşma” ile mümkün olabiliyor. İhtiyaç duyulan kurumsallaşma hukuken aile anayasasıyla sağlanabilmektedir.


Aile anayasası, aslında bir sözleşme. Bu sözleşme şirket hissedarı olan aile üyelerinin bir araya gelip müzakere etmeleriyle oluşturulan, şirketin yol haritasını çizen bir mutabakat. Bu sözleşme içerisinde, şirket hissedarlarının kim olduğu, bu hissedarın şirket içindeki yeri, görev tanımları, şirketin faaliyet alanları, bu anlamda kısa ve uzun vadeli hedefler, faaliyetlerin denetimi, aile konseyi oluşumu, hisse devir ve geçiş süreçleri gibi birçok önemli konular detaylandırılmaktadır.


Türkiye’deki tüm işletmelerin %95’inin aile şirketi olduğu, bu şirketlerin ömrünün ortalama 25 yıl olduğu düşünülürse “aile anayasası” dikkate alınmayı hak ediyor.


Aile anayasası, ülkemizde uzun ömürlü ve başarılı aile şirketleri tarafından kullanılmaktadır. Aile anayasası kullanan şirketler arasında Sabancı Holding, Koç Holding, Eczacıbaşı Holding, İnci Holding gibi şirketler var.


Aile anayasası şirketlerin gelecek kuşağa taşınması yönünde önemli rol oynarken, aile anayasasıyla oluşturulan “aile konseyi” anayasanın hayata geçirilmesi ve uygulanmasını sağlıyor.


Şirketin yönetim kurulu varken, aile konseyi, yönetim kurulunun işini kolaylaştırıyor. Bu nasıl oluyor? Aile konseyinde aile üyeleri, şirketle ilgili düşüncelerini tartışıyor ve bir sonuca bağlayıp, görüşlerini şirket yönetimine iletiyorlar. Bu sayede şirket yönetimi her aile üyesinden ayrı ayrı (hatta birbiriyle ters düşer) görüş almaktan kurtulmuş oluyor ve çizilen yol haritasını hayata daha kolay geçirebiliyor ve kararları istikrarlı bir şekilde icra ediyor.


Ayrıca aile konseyi, sadece şirket yönetim kurulu üyelerinden oluşmuyor, şirket hissedarı olan fakat şirket yönetiminde yer almayan kişiler de konseyde söz alıp düşüncelerini ortaya koyabiliyor. Böylece aile üyeleri arasında – ve özellikle nesiller arasında – iletişim ve karar alma mekanizması daha rahat işliyor.


Nesiller arası iletişim dikkate alınmaya değer bir konu. Genelde şirketi kuran aile üyeleri, gelecek nesillerin şirket için doğru kararı alamayacağını düşünüyor ve yetkisini devretmek istemiyor. Aile konseyi bu durumun oluşmasını engelliyor. Konseyde yer alan aile üyeleri yetki devir ve dağılımı konusunda karar alırken, tek kişinin yönetim ve karar alma ayrıcalığının önüne geçmiş oluyor. Ayrıca, konsey vasıtasıyla sonraki nesil, fikirlerinde ısrarcı olan önceki nesle kendi görüşlerini ifade edebiliyor ve (aldığı eğitime ve yaşına rağmen) hala çocuk olarak görülen sonraki nesil çözüm üretiminde etkin rol oynayabiliyor.


Aile şirketi yönetimi açısından aile anayasasıyla birlikte yeni neslin şirket yönetimine nasıl katılabileceğinin de sınırları çiziliyor – ki bu şirketin uzun soluklu olması için çok önemli bir husus. Tarafların kararları dâhilinde “aile üyelerinin hangi kriterleri karşılamaları halinde” şirket yönetimine geçmeye hak kazanabilecekleri net olarak belirlenebiliyor.
Örneğin, birçok büyük aile şirketinin anayasasında başka şirkette deneyim süresi, terfi sayısı, yabancı dil bilgisi gibi koşulları aile üyelerinin yönetime geçebilmesi için olmazsa olmaz koşul olarak belirlenmiş durumda. Bu koşulları sağlamayan aile üyelerinin ise başka iş yapmaları öneriliyor. Yine bu sayede, aile büyüğünün şirket yönetiminden çekilmesi veya vefat etmesi halinde, boşalan koltuğa kimin oturacağı konusunda mantıklı karar veremeyen aile üyelerinin duygusal seçim yapması engelleniyor.


Aile anayasasının en önemli hedefi aile şirketinin sürekliliği olduğu için aile anayasası kurumsallaşma açısından büyük önem arz ediyor.


Av. Oğuz Kara

(kara@oguzkara.av.tr)

Languages »